İkamet ve Gece Çalışma İzni

Yasal düzenlemeler uyarınca serbest bölgede ikamet yasaktır. Ancak, güvenliğin sağlanması için bölgenin kontrol ve korunmasıyla görevlendirilmiş olan güvenlik, gümrük muhafaza ve koruma görevlilerinin, keza yaptıkları işlerin mahiyeti gereği bölgede ikamet zorunda bulunanlar ile bölgede iş gününü takip eden gece de çalışmak zorunda bulunanların ikamet/gece çalışma izinleri, güvenlik ve gümrük idaresine yazılı bilgi verilmek suretiyle, bölge müdürlüğü tarafından verilmektedir. Bölgede verilen ikamet/gece çalışma izinleri sınırlı olup, ancak yukarıda belirtilen görevliler için hüküm ifade etmektedir. Bu izin ile bu görevlilerin yakınları veya aileleri serbest bölgede ikamet edememektedirler.

Kullanıcılara verilen ikamet/gece çalışma izni; faaliyet ruhsatı, giriş izin belgesi veya görev kartlarından birinin iptali halinde, ilgili bölge müdürlüğünce derhal iptal edilmektedir.

Eşyanın Ağırlığı ve Kapları

Net ağırlığa veya sadece ağırlığın dikkate alındığı durumlarda eşyanın kendi ağırlığı, brüt ağırlığın dikkate alındığı hallerde ise eşyanın kendi ağırlığı ile tüm ambalaj maddeleri ve kapların ağırlıkları toplamı eşyanın ağırlığı olarak değerlendirilmektedir.

Brüt ağırlığı üzerinden vergiye tabi tutulan bir eşyanın gümrük alanına ambalajsız gelmesi halinde, eşya mevcut ağırlığı üzerinden vergilendirilmektedir. Birbirinden farklı vergi oranlarına sahip brüt ağırlıkları üzerinden değerlendirilen eşyalar bir arada gümrüğe geldiğinde bunlar ayrı ayrı tartılarak vergileri tespit edilmekte ambalaj değeri orantılı bir biçimde bu eşyaların gümrük değerine ilave edilmektedir.

İthalatı gerçekleştirilen eşyaya ait ambalajların; normal ambalaj malzemeleri dışında bir malzemeden imal edilmesi, ambalajın tek başına ticari bir eşya niteliğinde olması ve vergiden kaçınmak amacıyla ambalaj olarak bir malzemenin kullanılması durumlarında ambalaj içindeki üründen farklı olarak değerlendirilerek vergiye tabi tutulmaktadır. Ambalaj malzemesinin bedeli içinde taşıdığı eşyanın bedelinden düşük ise ambalaja uygulanacak vergi içindeki eşyanın vergi oranından hesaplanmakta ve birlikte değerlendirmeye tabi tutulmaktadır.

Ağırlık üzerinden verginin belirlenmesi durumunda; yapılan tartım işlemlerinde bir eksiklik veya fazlalık saptanırsa beyan sahibi bu durumu izah edebilmelidir. Kaza ve hasar sonucu bir eksilme söz konusu ise verginin hesaplanması mevcut kalan eşya üzerinden yapılmaktadır.

Gümrük Mevzuatı

Gümrük mevzuatı uluslararası ticarete konu olan ve sonucunda ticari bir kazanç sağlayan her türlü faaliyeti kapsamaktadır. Gümrük mevzuatında karşımıza çıkan kavramların başında; kamu otoritesi ve devletin hükümranlık hakları gibi kavramlar yer almaktadır. Dolayısıyla gümrük mevzuatı devletin iç mevzuatlarını uygulayabildiği ve hükümranlık haklarını kullanabildiği yerlerde söz konusu olabilmektedir. Devletin otoritesini ve hükümranlık haklarını kullanamadığı yerlerde gümrük mevzuatının uygulanmasından da söz edilememektedir.

Devletin hükümranlık haklarını ve otoritesini kullanarak gümrük mevzuatını uygulayabildiği yerlerin arasında kara toprakları, karasuları, hava sahası ve deniz üzerinde yer alan devlete ait münhasır ekonomik bölgeler bulunmaktadır. Buna ek olarak devlet başka bir devlet veya devletlerle yaptığı ikili ya da çok taraflı anlaşmalar ile kendi toprakları dışında da gümrük mevzuatını uygulayabilmektedir. Yukarıda tanımlandığı gibi devletin hükümranlık haklarını kullanarak gümrük mevzuatını uygulayabildiği yerler gümrük kanununda gümrük alanı ya da gümrük hattı olarak tanımlanmaktadır. Serbest bölgeler fiziki olarak bir devletin içerisinde yer alsa da gümrük mevzuatlarının uygulanmaması ile ilgili olarak gümrük alanının dışında kalmakta, bu kurala bir istisna oluşturmaktadır.

Dolayısıyla gümrük mevzuatının uygulanabilmesi devletin iç hukukunu işletebilmesi ile doğrudan bağlantılıdır. Devletler kamu otoritesini kullanarak, gümrük kanununu işletebiliyorsa burada iç hukukun uluslararası hukuka göre daha öncelikli olduğu söylenebilmektedir. İç hukuk devlet lehine yaptırımlar getirirken, uluslararası hukuk devletin uluslararası ticaretteki rolünü zayıflatmak ve bu sayede uluslararası ticaretin önündeki engelleri kaldırarak ticareti serbestleştirmeye çalışmaktadır.

Gümrük mevzuatı devletin hükümranlık haklarına dayandığı için ve kamunun bu mevzuat gereği bireylere kanundan doğan yaptırımlar uygulayabildiğinden, gümrük mevzuatı doğrudan kamu hukukunun bir alanı olarak değerlendirilmektedir. Dolayısıyla özel hukuktan farklı olarak kamu hukukunda kamunun hak ve menfaatleri bireylere oranla daha fazla gözetildiği için bireyler gümrük mevzuatı ile ilgili bütün yasal düzenlemelere tamamen uymak ve kendisinden istenen tüm eylemleri yerine getirmekle yükümlüdürler. Herhangi bir nedenle kişiler bu yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınamamaktadır. Örnek olarak ithalat veya ihracat yapacak bir kişinin, uluslararası ticarete konu olan eşya ile ilgili bilgileri sır niteliğinde olsa da, bu eşya ile ilgili bilgi vermekten kaçınması söz konusu olmamaktadır.

Tasimacilik Önsözü

ÖNSÖZ

Taşımacılık, Lojistik ve Tedarik Zinciri Yönetimi açısından büyük bir öneme sahiptir. Özellikle karayolu taşımacılığının lojistik ve taşımacılık süreçleri açısından hacmi dikkate alındığında bu önem daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Uzun dönemdir içerisinde olduğumuz ve Türkiye’nin birçok yerinde vermiş olduğumuz Mesleki Yeterlilik eğitimlerinde henüz karayolu taşımacılarımızın karayolu taşımacılığının taşımacılık sektörü içerisindeki %95′lik muazzam pay ile karşılaştırıldığında mevzuat ve lojistik açısından bu büyük hacimle aynı paralelde olmadıklarını ve bu doğrultuda sektörün önemli ölçüde eğitilmiş işgücüne ihtiyaç duyduğunu tespit ettik. Eğitilmiş işgücünü oluşturmada literatürün ve bu alanda yazılmış eserlerin büyük önem arz ettiğini düşünerek bu eserimizi karayolu taşımacılığı sektörünün mevzuat ve lojistik yönetimi alanlarında ki açıklarını kapatabilmek için akademik ve sektörel alanla paylaşmaya karar verdik. Eserin akademik alanda literatür eksikliğini gidermede önemli katkı sağlayacağı inancıyla…

Dört yıldan fazla süren bu çalışmamızda başta değerli eşim Nursemin GÖRÇÜN ve şirin gülücükleri ile çalışma şevki vermesinin yanı sıra çalışmayı bir o kadar zorlaştıran kızım Elif Eylül’e emeklerinden dolayı Annem, Babam ile Faik ve Neriman DALLICA’ya: değerli katkıları ve yol göstericiliği!e bize ışık tutan değerli hocam Murat ERDAL’a, tecrübelerinden v bilgilerinden faydalanmakta büyük onur duyduğumuz ve bu koruda eşsiz cömertliğiyle değerli Hocam Prof Dr. Erol ÜÇDAL’a, Prof Dr.Ahmet YÖRÜK, Rektör Yardımcımız Prof.Dr. Deniz Bayraktar ve Rektörümüz Prof.Dr. Yücel YILMAZ nezdinde tüm Kadir Has Üniversitesi Ailesi ile çalışmalarımızın okuyucularımıza ulaşmasında büyük emeğe sahip olan Seyhan SATAR şahsında bütün Beta Yayıncılık ailesine teşekkürü bir borç biliriz.

Ömer Faruk GÖRÇÜN

4 Aralık 2008 Selimpaşa-istanbul

Kültürel Alanda Yaşanan Değişimin Lojistiğe Etkisi

Kültürel cilanda yaşanan değişimin lojistik sektörüne etkisinden önce kültür kavramına kısaca değinmek, onu tanımlamak daha yerinde olacaktır. Kültür kavram olarak; “dil, inanç, değer, norm, davranışlar ve bir nesilden bir diğer nesile aktarılan maddî öğelerden oluşan bir bütün” olarak tanımlanabilir. Türk Dil Kurumu tarafından hazırlanan Türkçe sözlüğün software versiyonunda10 kültür,”Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü, hars, ekin” olarak tanımlanmıştır.* Daha teknik bir yaklaşımla, kültür; “toplumun genel yaşam biçimi” olarak ifade edilebilir. Bir toplumda yaşayan insanların öğrendiklerinden ve paylaştıklarından oluşan kültür, toplumun teknolojik gelişim seviyesini, üretim biçimini, üretim miktarı ve tekniğini, yaşam şeklini belirleyen değerlerini, inançlarını, geleneklerini, ahlâk kurallarını kapsar.

Kültür ile ilgili teknik kaynakların incelenmesi halinde birden fazla kültürel yaklaşımla* karşılaşmak mümkündür. Ancak biz lojistik sektörü ilgilendiren kültür yaklaşımı olan ve “popüler kültür” olarak tanımlanan kültür yaklaşımı üzerinde duracağız. Bir toplumda yaşarken gördüklerimiz, duyduklarımız çoğunlukla toplumun popüler kültürü ile ilgilidir. Popüler kültür yaşamla, günlük hayatla ilgilidir. Bu kültür spor, müzik, hobiler, satın alma tercihleri, tüketme biçimleri, sinema, kitaplar, dergiler gibi güncel hayatın belirleyici faktörlerini kapsar. Aslında günlük hayatı şekillendiren bu saydıklarımızda.

Toplumların kendilerine has temel özelliklere sahip kültürleri olmalarına rağmen küreselleşme süreci bu temel özelliklerin önemli bir miktarında benzeşmeler yaşanmasına neden olmuştur. Küreselleşme sürecinden olumlu yönde etkilenen sektörler, bu benzeşmenin toplumlar üzerinde olumlu veya olumsuz etki yapmasına bakmaksızın, kendi lehlerinde olmak kaydı ile süreci hızlandırmak için ellerinden geleni yaptılar. Bu etkileşimin somut etkileri ile günlük yaşamımızda çoğu kez karşılaşıyoruz. Sadece bizim içinde bulunduğumuz toplumda değil hemen tüm Dünyada yaşanan kültürel yozlaşmanın sonucu olarak, bilişim sektöründe gelinen seviyenin verdiği ivme ile giderek daha da artan bir yoğunlukta toplumların nasıl birer tüketim toplumu haline getirildiği artık yorum olmaktan çıkıp, tespit haline gelmiştir. Çok uluslu işletmelerin kurduğu pazarlama, satış, reklâm ağları gibi mekanizmalarla insanları ihtiyaç duydukları miktardan çok daha fazla miktarda tüketmeye yönelten, hiç ihtiyaçları olmadıkları halde tüketmeye veya üretim maliyetlerinin çok üstünde bir bedelle satın almaya zorlayan bir Dünya yaratıldığını görüyoruz. Sanayi devrimi ile başlayan bu süreç sosyal ve bireysel tüketim anlayışını beraberinde getirmiş ve genel tüketici davranışını da değiştirmiştir. Talep farklılıklarını belirlerken temel kültürel özellikleri esas alan ve buna göre tüketici yapısını belirleyerek üretim yapan işletmeler rakiplerinden farklılaşmış ve küresel rekabette avantaj sağlamışlardır.

Toplumun belli kesimlerinden seçilen tüketici örneklerinin belirlediği tütün karışımına göre üretim yapan Philip&Morris firmasının Türkiye pazarı ile ABD pazarı için ayrı olarak belirlediği tütün karışımı ile piyasaya sürdüğü Marlboro sigarası bu konuda verilebilecek örneklerdendir. Türkiye’de sarı bandrol ile satılan Marlboro sigarası Amerikalı bir tüketici için ABD iç pazarında mavi bandrol ile satılmaktadır.

Mc Donalds* gibi bir fast-food devi ise önemli kültür faktörlerinden biri olan “din faktörü”r\ü dikkate alarak üretim yapması ile önemli örneklerden birini oluşturur. İslam dinine göre tüketilmesi haram olan domuz etini islam ülkelerinde açtığı şubelerde sattığı mamullerinde kullanmayarak farklılık yaratmayı başarmıştır. Küresel tüketici yapısının ulusal sınırları aşarak benzeşmesi sonucunda, belli uluslararası markaların, reklâm sektörünün etkisiyle, medyanın sağladığı imkânlarla tüm ülkelerde, çok yüksek miktarda satış rakamlarına ulaşması tesadüf değildir. Kapitalizmin simgesi haline gelen Mc Donalds’ın Rusya’da şube açmakta, ABD’nin simgesi haline gelen kot kumaşından üretilen y’eonler artık, Pekin caddelerinde görülebilmekte ve bu giysilerin üzerindeki etiketlerdeki fiyatlar kalitelerinden çok üzerinde yazılı markalara göre belirlenmektedir.

Kültürel özelliklerin toplumların ihtiyaçlarına göre değil, kapitalist sistemin belirlediği eksende değişimi, lojistik sektörün biçimlenmesinde önemli etkiler yapmıştır. Değişen tüketici yapısı, bilim sektörünün sağladığı avantajlarla çok uzak mesafedeki üreticilerden çok kısa sürelerde teslim alınabilecek şekilde oluşturulmuş bir sistemin lojistik destek yapılanmasını gerekli kılmıştır. Geleneksel yapıları ve kendilerine has kültürleri ile nam salmış toplumlar bile bu değişime karşı koyamamış, kültürel benzeşmeyle karşı karşıya kalmışlardır. Bu benzeşme daha profesyonel lojistik yapılanmanın küresel bir köye benzetilen tüm Dünyada uygulanmasını gerekli kılmış dolayısı ile lojistik sektörün şekillenmesinde önemli etkenlerden biri olmuştur.

ALINTIDIR: Dr.MEHMET HAKAN KESKİN  HOCAMIZIN KİTABINDAN

Üretim Sektöründe Lojistiğin Geleceği

Üretim sektöründe bugün gelinen noktanın yakın geçmişle mukayese edilmesi, gelecekteki lojistik açılımlarının bugünden çok farklı olacağını tespit etmeyi kolaylaştırırken, gelecekteki lojistik açılımların biçimleri hakkında fikir yürütmeyi de zorlaştırmaktadır. Küreselleşme sürecinde değişen tüketici profili ile birlikte rekabet koşullarına ayak uydurmak zorunda olan çok uluslu işletmelerin, yerküreyi bilişim sektörünün sağladığı imkanlarla küçük bir köye çevirdiğine daha önceki bölümlerde değinilmişti. Günümüzde sıradan bir olay gibi görülen lojistik operasyonlar, yaklaşık 50 yıl öncesine kadar pek öngörülemiyordu. Friedman,139 “Küreselleşen Dünya İyidir” isimli çalışmasında bu konuda günlük hayatta bir çoğumuzun sıkça karşılaştığı lojistik operasyonlardan birini örneklemiştir. Friedman, Amerika, Avrupa ve Asya’daki 400 şirketin devasa bir iletişim zinciri ile birbirine bağlandığını ifade ederek, Teksas’ta bulunan DELL* firmasına, e-posta yolu ile verilen bir bilgisayar siparişinin Malezya’da dört gün içinde hazırlandığını belirtmektedir. Bu satış operasyonun detaylarını Friedman, şu şekilde açıklamaktadır. DELL’in mail adresine, satın almak istenen bilgisayarın istenen özellikleri ile Dell için gereken müşteri bilgileri (kişisel bilgiler, teslimat ve fatura adresimi ve kredi kartı bilgileri vb) gönderilir. Siparişi veren müşterinin kredi kartı, Dell ile Visa arasında anında yapılan bağlantı yoluyla onaylanır. Sipariş DELL’in küresel üretim bandına aktarılmıştır. Müşteri siparişi, DELL merkezinden e-postayla Malezya’daki bilgisayar fabrikasına iletilir; böylece bilgisayarın parçaları Penang fabrikasının yanındaki tedarikçi lojistik merkezine ısmarlanmış olur. Dünyadaki bütün DELL fabrikalarının etrafında, bilgisayarların farklı parçalarını tedarik eden firmalara ait bu tür lojistik merkezler bulunmaktadır. Tüm DELL tedarikçilerinin görevi, bu tarz siparişlerin zamanında teslim edilebilmesi maksadıyla üretim için gerekli parçaların DELL fabrikasına düzenli tedarik edilmesini ve üretimin sürekliliğini sağlamaktır. Günde ortalama 150 bin bilgisayar satan DELL’in, mail adresine gelen veya telefonla direkt olarak yapılan siparişlerden DELL ile birlikte tüm tedarikçiler de aynı anda haberdar olmaktadır. DELL tedarikçileri yapılan siparişlerdeki her bir parça hakkında bir sinyal aldıklarından neyi tedarik etmeleri gerektiğini görmektedirler. DELL’in kurmuş olduğu bu sistem sayesinde temin edilecek yedek parça masa üstü bilgisayarlar için kullanılacak bir güç kablosu ise, ne kadar kablo gönderilmesi gerektiği tedarikçi tarafından dakika dakika görebilmektedir. Her iki saatte bir Penang’daki DELL fabrikası yakınındaki çeşitli lojistik merkezlere bir e-posta gönderilmekte ve 90 dakika içinde hangi parçadan ne kadar tedarik edilmesi istendiği bildirilmektedir. 90 dakika içinde çeşitli lojistik merkezlerden kalkan kamyonlar Dell’in üretim tesisine doğru yola çıkarak, son iki saat içinde sipariş edilmiş bilgisayar parçalarını bırakmaktadır. Bu trafik bütün gün, her iki saatte bir devam ederken, Dell çalışanlarının söz konusu parçaları boşaltması, barkodlarını okutması ve işleme sokmak için kutulara koyması 30 dakika sürmektedir. Otomasyon sistmi sayesinde DELL lojistik koordinasyon merkezi her parçanın DELL sistemine ne zaman ve nereden girdiğini görebilmektedir. Sistemde zaman zaman işlerin aksadığı da olabilmektedir. Örneğin Austin ve Tayvan’da, DELL mühendisleriyle Tayvanlı tasarımcıların ortak tasarladıkları dizüstü bilgisayarı oluşturan parçalardan birinin kalite kontrolden geçememesi halinde, sipariş dizüstü bilgisayarın toplanması birkaç gün ertelenmek zorunda kalabilmektedir. DELL, dizüstü bilgisayarlarda kullanılan 30 ana parçanın büyük bölümü için birden çok tedarikçiyle çalıştığından tedarikçilerden biri iflas etmesi halinde veya talebi karşılayamaması durumunda üretimin aksaması önlenmiş olmaktadır.

Bilişim sektörünün sağladığı imkanlar sayesinde, ihtiyaç duyulan ve çok farklı ülkelerde üretimi yapılan ürünlerin fiyatlarının ve stok miktarlarının anında öğrenilebilmesi, çok uluslu işletmelerin lojistikçilerinin ve onlara hizmet veren taşeronların çok geniş bir coğrafyada faaliyet göstermesine neden oldu.

Inspiron 600m model diz üstü bir bilgisayarın toparlanması için gereken malzemelerin tedarikçilerinin* miktarı ve bulundukları ülkelerin birbirleri ile olan mesafeleri küreselleşen piyasanın gerektirdiği lojistik ağın boyutu hakkında fikir vermektedir. Bu denli farklı ve çeşitli tedarikçinin olması, aralıksız gelen bu taleplerin biçimlendirmesi için de ayrı bir organizasyon gerektirmektedir. Yerel saatle, saat 10:00′da DELL’e birden fazla müşterisinin 40 gigabyte’lık hard disk içeren dizüs-tü bilgisayar sipariş etmesi üzerine, tedarik zincirinin ilk halkası olan birinci sinyal otomatik olarak DELL pazarlama departmanına, “Deil.com”a ve sipariş alan tüm DELL telefon operatörlerine ulaştırılmaktadır. 10:10′da geçilen bir sipariş üzerine DELL temsilcisi, müşterisine “Bugün şanslı gününüzdesiniz, size, önümüzdeki bir saat içinde, istediğiniz bilgisayarın 60 gigabyte’lık modellerini öneriyoruz, hem de 40 gigabyte’lıklardan sadece 10 dolar fazla ödeyeceksiniz, siparişinizi hemen verirseniz, bilgisayar taşıma çantası da DELL’in size armağanı olarak ücretsiz verilecektir.” önerisini yapmaktadır. DELL’in 40 gigabyte’lık dizüstü bilgisayar yerine 60 gigabyte’lık bilgisayar önerisi yapmasının nedeni stoklarda yeterli miktarda 40 gigabyte’lık dizüstü bilgisayar bulunmamasıdır. Bu tarz promosyonlar sayesinde DELL bir veya iki saatte dizüstü veya masaüstü bilgisayarların parçalarına dair talebi, küresel tedarik zincirinin kendisini destekleme kapasitesine göre şekillendirebilmekte-dir.

Saat 11:29′da, bütün parçalar Penang’daki bölmelerde tam zamanında yerini alır ve bilgisayar için tedarik edilen bütün parçaları elle birleştirilir ve son olarak talep edilen yazılımların yüklenmesi için ilgili bölüme gönderilmektedir. Dell’in Microsoft, Norton Utilities ve diğer popüler yazılım uygulamalarının depolandığı devasa servis sağlayıcıları, her bir bilgisayara müşterinin özel tercihlerine uygun programları yüklemektedir, yazılım uygulamalarının saat 02:45′te yüklenmesinin tamamlanmasına müteakip bilgisayar elde taşınarak kutulama hattına bırakılmıştır. Saat 04:05′e gelindiğinde koruyucu maddeyle sarılır, nakil kolisine aktarılır ve kolinin üzerine sipariş numarasını, sicil kodunu, sistem türünü ve teslimat kodunu içeren bir etiket yapıştırılır. Saat 06:04′de bilgisayar özel bir kargo aracına yüklenir, adresine ulaşım zamanı belirlenerek kaydedilir. Saat 06:26′da Dell fabrikasından ayrılan bilgisayar, Malezya’nın Penang Havaalanı’na doğru yola çıkar. Haftanın altı günü Tayvan’dan Çin Havayolları’na ait kalkan DELL’e ait bir 747* ile bilgisayarı Penang’dan Nashville’e nakledilir. Saat 07:4Vde bilgisayar diğer Dell kargosu ile birlikte Penang ve Limerick’ten Nashville’e ulaşır. Saat 11:58′de, kutulama hattından geçerek, diğer siparişlerle birlikte büyük bir kutuya konur. İlk sipariş telefonun ardından bilgisayarın Penang’dan Nashvi le’e ulaşması sadece dört gün sürmektedir. Toplam tedarik zincirinde, tedarikçilerin tedarikçileri de işin içine katıldığında, Kuzey Amerika, Avrupa ve esasen Asya’da yaklaşık 400 şirket faaliyet gösterse de ana aktörlerin sayısı 30 civarında olup tüm bu şirketler dev bir zincirle birbirine bağlanmış durumdadır.

Yukarıda verilen örnek, üretim sektöründe yeni açılımların coğrafi ve siyasi engelleri tanınmayacağı aşikarca gösteriyor. Modern lojistik uygulamalar bilgi toplumu aşamasına gelmiş ABD, Japonya ve Batı Avrupa ülkeleri gibi lokomotif ülkelerde daha şimdiden örnekleri görülmeye başlanan post-modern uygulamalarla yer değiştirmeye başlamıştır.

Teknolojik ge işimlerin sağladığı yeni açılımlar lojistik sektörde bugün hayal bile edemediğimiz gelişimlerin yakın gelecekte gerçeğe dönüşümünü sağlayacak gibi görünmektedir. Stuart140 tarafından tanımlanan “sanal depolama kavramı” yeni üretim lojistiğinin karakteristik yapısını açıklayan en güzel örneklerden biridir. Sanal depolama uluslararası piyasalardaki bazı büyük şirketlerin rekabet gücünü artıracak, uygulamalar kümesi yapısını oluşturacak bir kavramdır. Sanal depolama gerçek zamanlı Dünya çapında envanter görünürlüğünü sağlamaktadır. Kavramın temelini, gerçek zamanlı olarak, Dünya çapındaki veri tabanlarındaki büyük miktarlardaki verilerin hızla işlenmesine olanak veren yeni teknolojiler oluşturmaktadır. Bu tür bir sistemin avantajları üretilen iş ve doğrulukta miktar kazanımları, müşteri hizmetleri için anında malzemenin durumunun görünmesi, ulaştırmada tam kontrol ve sanal veritabanına girmeye hakkı olanlar için veri analizi yeteneğidir. Gelişme ve uygulama bakımından hâlâ olgunluğa ulaşmamasına rağmen sanal depolama kavramı şimdilik sadece bazı elektronik ve telekomünikasyon şirketleri tarafından kullanılmaktadır. Sanal depolama,JİT felsefesinde uygun biçimde, küresel anlamda ihtiyaçların ulusal ve siyasi engelleri sıkıntı yaşamadan aşarak anında temin edilmesini ifade etmektedir. Bunun başarılabilmesi teknolojik desteğin sadece üreticiler veya tedarikçiler arasında değil aynı zamanda amatör teknoloji kullanıcıları olan tüketicilerin hemen hepsine ulaşacak biçimde yaygınlaşması gelmektedir.

Gelecekte şimdiki gibi ekonomisi gelişmiş toplumlar değil, bilgi toplumuna geçiş yapmış toplumlar lojistik fırsatları daha fazla değerlendirme imkanına sahip olabileceklerdir.

Uluslararası Taşımalar

Uluslararası yolcu ve eşya taşımaları; Türkiye’ye karayoluyla veya demiryoluyla herhangi bir hudut kapısından giren veya Türkiye’nin herhangi bir deniz limanına deniz yoluyla gelen yüklü karayolu taşıtlarının, herhangi bir aktarma olmadan yapacağı transit taşımaları, Türkiye’ye demiryolu, denizyolu veya havayoluyla gelen yolcunun, eşya ve kargonun varış yerlerinden, karayoluyla gelen yolcunun, eşya ve kargonun ise sınır kapıları dışındaki gümrük idarelerinden, karayolu taşıtlarıyla üçüncü ülkelere yapılan taşımaları kapsadığı gibi Türkiye’den karayolu taşıtları ile diğer ülkelere yapılan ikili taşımaları, diğer ülkelerden karayolu taşıtları ile Türkiye’ye yapılan ikili taşımaları ve indirme, bindirme ve/veya yükleme, boşaltma yerleri, taşımayı yapan taşıtın ait olduğu ülke dışındaki ülkeler olan üçüncü ülke taşımalarını da içermektedir.

Post-Fordist Dönemin Lojistik Yapıya Etkisi

Küreselleşme doğal olarak işletmeleri de etkilemiş, gelişmeler karşısında ayakta kalabilmek ve yeniden organize olabilmek için işletmeler, içsel ve dışsal bir takım değişimler yaşamak zorunda kalmışlardır. İçsel değişimler; teknolojik sistemler, organizasyonel düzenlemeler, insan kaynakları yönetimi olarak sıralanabilir. Dışsal değişimler ise büyük ve çeşitli üretim merkezleri yerine otomasyonu ve esnekliği yüksek küçük fabrikalar, ölçek ekonomileri yerine esnek yapılar, kademe sayısı azaltılmış basit organizasyonlar, müşteri odaklılık olarak ifade edilebilir. Ulusal sınırların aşılması, rekabetin artması, talebin hacim ve bileşim bakımından gelişimi, kalite zorlamaları ve ürün teslim süresinin kısalması gibi faktörler değişim sürecine ivme kazandırmıştı.

Fordist yapıda arz yönlü yalın üretim yapan işletmelerin lojistik ihtiyaçlarına göre oluşturulan lojistik planlama ve lojistik destek sistemleri post-fordist dönemde yetersiz kalmaya başlamıştı. Lojistik destek yapısını güncel ihtiyaçlara göre düzenlemeyen işletmeler küreselleşen pazarın en önemli özelliği olan ve ulusal sınırları engel olarak tanımayan rekabet karşısında tutunamadılar.

Fordist dönemdeki parçalı lojistik yapılarıma* profesyonel lojistik uygulamalar gerektirmiyordu. İşletmeler kendi belirledikleri miktar ve zamanda yaptıkları üretim için, özellikle kapalı ekonomilerde lojistik destek yönünden pek sıkıntı çekmediler. Önceden belirledikleri miktarda üretim destek elemanlarını kendi iç kaynaklarını kullanarak dış destek almadan üretim bandına sokabiliyorlardı.

Bilgi sayesinde, küreselleşme 80′İi yıllarda ekonomik temelli olarak kendini göstermeye başladı. Kapitalizmin tartışılmaz zaferi, sadece ekonomik alanda değil siyasi sosyal kültürel birçok alanda da radikal kırılmalara neden oldu. Doğu bloğu ekonomik savaşı kaybetmenin bedelini tüm yönleri ile batıya teslim olarak ödemek durumunda kaldı. 89′da yıkılan Berlin duvarı ile sembolize edilen soğuk savaşın bitişi, ABD’nin hegemon olduğu tek kutuplu sisteme doğru giden yeni bir küresel siyasi yapıya neden olmuştu. Yeni siyasal yapının sağladığı ortamda ivmesini artıran küreselleşme ulusal sınırları tanımadığından, ekonomik yapıda çok uluslu işletmeler görülmeye başlandı.

Çok uluslu işletmelerin kapasitelerinin” devasa boyutlara ulaşması nedeniyle lojistik ihtiyaçları 60′lı yıllardaki parçalı amatör lojistik anlayışı ile karşılanamıyordu. Yüksek karla çok mal satma felsefesine dayanan kapitalizm gereği oluşan acımasız rekabet ortamında var olabilmek, ancak piyasa şartlarının gerektirdiği lojistik destekle mümkündü. Lojistik yapılanmada ilk entegrasyon gelişiminin parçalı yapının malzeme yönetimi ve fiziksel dağıtım olarak iki ana gurupta toplanması ile oluştuğu görülür. Lojistik yapılanmada tam bir entegrasyon sürecinin yaşandığı 2000′li yıllarda lojistik faaliyetler artık bir birini takip eden bir döngü ile ifade edilmeye başlandı.

20. yüzyıl siyasi atmosferini dolduran emek-sermaye ilişkisi, 21.yüzyıla girilirken yerini yönetim-bilgi-sermaye ilişkisine, emeğin performansı da bilginin performansına bırakmıştı. Dolayısıyla modern lojistik, insan kaynakları, makine mühendisliği, endüstri mühendisliği, toplam kalite yönetimi, bilişim sektörü, ulaşım ve iletişim gibi birçok alanda uzmanlığı gerektiren bir sistem haline gelmişti.

Taşıma Yetkisi

Türkiye’ye karayoluyla veya demiryoluyla herhangi bir hudut kapısından giren veya Türkiye’nin herhangi bir deniz limanına deniz yoluyla gelen yüklü karayolu taşıtlarının, herhangi bir aktarma olmadan yapacağı transit taşımalar, uluslararası ikili ve çok taraflı karayolu taşıma anlaşmalarına göre taşıma yapmaya yetkili veya Bakanlıkça izin verilmiş yabancı plakalı taşıtlar ile Bakanlıktan uluslararası taşımalar için yetki belgesi almış Türk plakalı taşıtlarla yapılabilmektedir.

Türkiye’ye demiryolu, denizyolu veya havayoluyla gelen yolcunun, eşya ve kargonun Türkiye’deki varış yerlerinden, karayoluyla gelen yolcu ve eşyanın ise sınır kapıları dışındaki herhangi bir gümrük idaresinin bulunduğu yerden itibaren üçüncü ülkelere taşınması, Bakanlıktan taşımacı yetki belgesi almış Türk plakalı taşıtlarla gerçekleştirilmesi mümkün olmaktadır. Gerekli hallerde, bu kapsamdaki taşımalar için yabancı plakalı taşıtlara Bakanlığın teklifi üzerine, Bakanlar Kurulu Kararı ile taşıma yetkisi verilebilmektedir.

Yukarıdaki şekillerde taşıma yetkisi verilen taşıtların hangi ülke, hangi kara hudut kapısı, deniz limanı, hava limanı veya alanı, demiryolu istasyonu veya garından taşıma yapacağı Bakanlık tarafından belirlenmektedir.

Yolcu, eşya ve kargo taşımaları, yetki belgesi sahibi taşımacılara ait Türk plakalı, ikili ve çok taraflı karayolu taşıma anlaşmalarına göre veya Bakanlıkça özel izin belgesi verilmiş yabancı taşımacılara ait taşıtlarla gerçekleştirilebilmektedir.

Yabancı plakalı taşıtlar, Türkiye sınırları içindeki iki nokta arasında taşıma yapamamaktadır. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşma ve sözleşmelerin hükümleri saklı kalmak kaydıyla, Türkiye’ye veya Türkiye’den taşıma yapma izni veren, geçiş belgesi, Ulaştırma Bakanları Avrupa Konferansı (UBAK) izin belgesi, özel izin belgesi gibi belgelerden biri olmadan yabancı plakalı taşıtlar tarafından taşıma yapılamamaktadır

Sınır Kapıları ve Tampon Bölgelerdeki Yasak Haller

Doğal afet, gerginlik ve savaş hali, zorunlu göç, ekonomik ve siyasi kriz ve benzeri olağanüstü ve zorunlu hallerde, sınır mülkiidare amirinin vereceği izin dışında; İlgili mevzuata aykırı olarak, karayolu ile yolcu, eşya ve kargo sınır kapılarına ve tampon bölgelere taşınamamaktadır.

Sınır kapılarında ve tampon bölgelerde, eşyanın ve kargonun aktarılması, boşaltılması ve depolanması yapılaması yasaktır. Uluslararası yolcu ve eşya taşımalarında aktarma ve boşaltma işlemleri sınır kapılarının dışındaki yetkili gümrük idarelerinin gözetiminde gümrüklü sahalarda yapılabilmektedir.

Sınır kapılarında ve tampon bölgelerde yolcu aktarma, indirme, bindirme yapılması mümkün olmamaktadır. Yolcuların sınır kapısından yaya olarak geçmek suretiyle bir başka taşıta binmesine müsaade edilmemektedir.