Taşıma Yetkisi

Türkiye’ye karayoluyla veya demiryoluyla herhangi bir hudut kapısından giren veya Türkiye’nin herhangi bir deniz limanına deniz yoluyla gelen yüklü karayolu taşıtlarının, herhangi bir aktarma olmadan yapacağı transit taşımalar, uluslararası ikili ve çok taraflı karayolu taşıma anlaşmalarına göre taşıma yapmaya yetkili veya Bakanlıkça izin verilmiş yabancı plakalı taşıtlar ile Bakanlıktan uluslararası taşımalar için yetki belgesi almış Türk plakalı taşıtlarla yapılabilmektedir.

Türkiye’ye demiryolu, denizyolu veya havayoluyla gelen yolcunun, eşya ve kargonun Türkiye’deki varış yerlerinden, karayoluyla gelen yolcu ve eşyanın ise sınır kapıları dışındaki herhangi bir gümrük idaresinin bulunduğu yerden itibaren üçüncü ülkelere taşınması, Bakanlıktan taşımacı yetki belgesi almış Türk plakalı taşıtlarla gerçekleştirilmesi mümkün olmaktadır. Gerekli hallerde, bu kapsamdaki taşımalar için yabancı plakalı taşıtlara Bakanlığın teklifi üzerine, Bakanlar Kurulu Kararı ile taşıma yetkisi verilebilmektedir.

Yukarıdaki şekillerde taşıma yetkisi verilen taşıtların hangi ülke, hangi kara hudut kapısı, deniz limanı, hava limanı veya alanı, demiryolu istasyonu veya garından taşıma yapacağı Bakanlık tarafından belirlenmektedir.

Yolcu, eşya ve kargo taşımaları, yetki belgesi sahibi taşımacılara ait Türk plakalı, ikili ve çok taraflı karayolu taşıma anlaşmalarına göre veya Bakanlıkça özel izin belgesi verilmiş yabancı taşımacılara ait taşıtlarla gerçekleştirilebilmektedir.

Yabancı plakalı taşıtlar, Türkiye sınırları içindeki iki nokta arasında taşıma yapamamaktadır. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşma ve sözleşmelerin hükümleri saklı kalmak kaydıyla, Türkiye’ye veya Türkiye’den taşıma yapma izni veren, geçiş belgesi, Ulaştırma Bakanları Avrupa Konferansı (UBAK) izin belgesi, özel izin belgesi gibi belgelerden biri olmadan yabancı plakalı taşıtlar tarafından taşıma yapılamamaktadır

Şehirler arası evden eve nakliyat kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorumlar Kapalı

Sınır Kapıları ve Tampon Bölgelerdeki Yasak Haller

Doğal afet, gerginlik ve savaş hali, zorunlu göç, ekonomik ve siyasi kriz ve benzeri olağanüstü ve zorunlu hallerde, sınır mülkiidare amirinin vereceği izin dışında; İlgili mevzuata aykırı olarak, karayolu ile yolcu, eşya ve kargo sınır kapılarına ve tampon bölgelere taşınamamaktadır.

Sınır kapılarında ve tampon bölgelerde, eşyanın ve kargonun aktarılması, boşaltılması ve depolanması yapılaması yasaktır. Uluslararası yolcu ve eşya taşımalarında aktarma ve boşaltma işlemleri sınır kapılarının dışındaki yetkili gümrük idarelerinin gözetiminde gümrüklü sahalarda yapılabilmektedir.

Sınır kapılarında ve tampon bölgelerde yolcu aktarma, indirme, bindirme yapılması mümkün olmamaktadır. Yolcuların sınır kapısından yaya olarak geçmek suretiyle bir başka taşıta binmesine müsaade edilmemektedir.

Evden Eve Nakliyat kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorumlar Kapalı

Uygun Olmayan Unvan Kullanma Yasağı

Yetki belgesi sahipleri, kullanacakları yetki belgesi kapsamına uygun kısa unvan ve sıfatları kullanmak zorundadırlar. A2, B, C, L2, M3 ve R2 dışındaki yetki belgesi sahipleri kısa unvan, reklam, ilan ve logolarında “uluslararası taşımacı” sıfatını kullanamamaktadırlar.

Güncel Haberler kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorumlar Kapalı

İlk Belge Alınmasındaki Şartların Uygulanması

Her ne sebeple olursa olsun yetki belgeleri bir yıl veya daha fazla süreyle iptal edilenlerin yeniden yetki belgesi talep etmeleri halinde ilk yetki belgesi alınmasındaki şartlar aranmaktadır. Yetki belgesi bir yıldan az bir süreyle iptal edilenlerin, iptal süresinin bitiminden itibaren otuz gün içerisinde Bakanlığa müracaat etmeleri halinde yetki belgesi Bakanlıkça iade edilmektedir.

İptal süresinin bitiminden itibaren otuz günlük süre içerisinde herhangi bir yazılı talepte bulunulmaması halinde, yetki belgesi Bakanlıkça geçersiz sayılmaktadır ve durum yetki belgesi sahibine bildirilmektedir. Otuz günlük sürenin bitiminden sonra müracaat ederek yeniden yetki belgesi talep edenlerden, ilk yetki belgesi alınmasındaki şartlar aranmaktadır.

Güncel Haberler kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorumlar Kapalı

Beşikkaya Kültür Merkezi, yaşlıları ağırladı

A Itındağ Belediyesi Beşik-/■ kaya Kadınlar Kültür Mer-X”mkezi düzenlediği organizasyon ile Doğantepe Yaşlılar Evi sakinlerini ağırladı. Altındağlı kadınların düzenlediği yemekli toplantıda, Doğantepe Yaşlılar Evi’nden gelen 15 misafir hazırlanan halkoyunları gösterisi ve şiir dinletisine katıldı. Altındağ Belediye Başkan Yardımcısı Yunus Keleş yaşlılar için yapılan her şeyin ve atılan her adımın çok önemli olduğuna vurgu yaparak, “Yaşlılarımız bizim için çok değerlidir. Belediye olarak bizler de elimizden gelen tüm imkanları onlara sunmaya gayret ediyoruz” dedi. Beşikkaya Kültür Merkezi üyesi Elmas Erol ise Kadın Kültür Mer-ezleri’nin yararlarına dikkat çekti.

Kendisinin de okuma yazmayı Beşikkaya Kadın Kültür Merkezi’nde öğrendiğini ifade eden Erol, “Önceleri sokağa çıktığımda kendimi güvensiz hissederdim,toplu taşıma araçlanna dahi binemezdim. Burada aldığım eğitimler sonucunda artık ben de kendi işlerimi kendim yapıyorum” dedi.

Güncel Haberler kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorumlar Kapalı

Altındağ’da Bilgilendirme Semineri

AItındağ Belediyesi Kadın /■ Kültür Merkezleri bilgilen-a J^dirme seminerlerine tüm hızıyla devam ediyor. Bir güne iki seminer sığdıran Aftındağlı kadınlar,enerji tasarrufu ve aile içi iletişim konularında bilgi ediniyor.

Kadınlara yönelik ilk seminer, Aydınlıkevler Kadın Eğitim ve Kültür Merkezinde enerji tasarrufu başlığıyla düzenlendi. Kadınların yoğun ilgi gösterdiği seminerde, Altındağ Halk Eğitim öğretmenlerinden Pınar Eroğlu, bilgilendirme yaptı. Seminere katılan kadınlara, bilgilendirmenin ardından bulaşık makinalarında kullanılmak üzere tuz hediye edildi.

Bir diğer seminer ise Diyanet İşleri Başkanlığı ile ortaklaşa düzenlendi. Karapürçek Kadın Eğitim ve Kültür Merkezi’nde gerçekleşen seminerde Diyanet İşleri Başkanlığından Altındağlı kadınları bilgilendirmek üzere gelen Zehra Tuncel, kadınlara mutlu bir aile kurmanın nasıl mümkün olabileceğini ve aile içinde iletişimin nasıl olması gerektiğini anlattı.

Güncel Haberler kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorumlar Kapalı

Fordist Dönemin Lojistik Yapıya Etkisi

Endüstri sonrası dönemde temel çalışma ve üretim ilişkisinin, emek sermaye ayrımına dayalı yığın ve seri üretimin yapıldığı, işbölümü ve uzmanlaşmanın yoğun olduğu, fabrika ve atölyelere geçmek biçiminde geliştiği tespiti yapılabilmektedir. Sanayi toplumuna geçişle başlayan süreç, bant sistemi ile seri üretimin yapıldığı, üretenlerin makine gibi görüldüğü, ekonomik olayların tüketicinin dikkate alınmadan planlandığı, kapalı ekonomik sistemlerin gereği olan arz yönlü bir üretim sistemine sahip bir süreçti.

Fordist* üretim sistemi ile üreten işletmelerin çalışma düzeni

Taylorizm** olarak adlandırılan ayrıntılı iş bölümüne göre örgütlenmişti. Sanayi toplumu yapılanması kapitalist*** sistemin

egemen olma mücadelesinin sadece ekonomik alanda değil aynı zamanda siyasi ve sosyal alanda sürdürmesine neden olmuş; gerek ulusal seviyede gerekse ulus-üstü seviyede kamplaşmalar görülmeye başlanmıştı. Fordist yapı sonrasında, stratejik açıdan, sermayenin yerini bilgi almaya başlamış, gerek üretim gerekse yönetim biçimlerinde radikal kırılmalar yaşanmış, halen etkisi birçok alanda görülmekte olan küreselleşme süreci başlamıştır. Zaman içerisinde toplumunun sosyal yapısının değişime uğraması, üretim biçimlerini ve doğal olarak lojistik uygulamaları etkilemiş ve tarım ve göçebe toplumların ihtiyacını karşılayan lojistik yapılanma biçimleri, sanayi ve bilgi toplumları için yetersiz kalmıştı.

Evden Eve Nakliyat kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorumlar Kapalı

Sosyal Alanda Yaşanan Değişimin Lojistiğe Etkisi

Bilginin toplum üzerinde yarattığı değişikliklerin kabul edilen en belirgin aşamalarından ilki, ilkel kabile toplumundan geleneksel tarım toplumuna geçiştir.6 Ancak en çok üzerinde konuşulan, tartışılan aşama ise ikinci aşama olan sanayi toplumuna geçiş aşamasıdır. Sanayi toplumuna geçiş aşamasının, 1776′da İngiltere’de (Birmingham) VVatt’ın ilk kez buhar gücünü dokuma endüstrisinde kullanması ile başladığı ve makineli üretime geçildiği kabul edilir. Bu süreçte, sosyal yaşamı önemli derecede etkileniş, üretim-yönetim biçimlerinde kayda değer değişiklikler olmuştur. Tarıma dayalı geleneksel üretim biçimleri, yerini fabrikalarda makinelerle desteklenen seri üretim biçimlerine bıraktığından sanayi toplumu insanı, yeni “yaşama” ve “çalışma” biçimleri geliştirmek zorunda kalmıştır.

kullanımıyla gerçekleştirilmesi yanında bu amaçla kullanılan her türlü teknolojinin ve uygulamanın üretildiği toplumlardır. Bilgi toplumunun önemli özelliklerinden biri hazır bilgilere erişebilmesidir.7

Avcı ve toplayıcı toplum yapısından, günümüzün bilgi toplumuna geçiş sürecinin etkileşim içerisinde olduğu ve değişen bu toplum yapısına paralel olarak değişen ve gelişen üretim biçimlerinin aşamaları Huberman’a göre8 dört ana aşamada toplanmaktadır:

- Ortaçağın başlarında; satış amacı taşımayan, bireysel ihtiyaçlar dikkate alınarak ev veya aile içinde yapılan üretim aşaması,

- Ortaçağ boyunca; küçük ölçekli bir pazar için, çırak kalfa usta i-lişkisi içinde emek yerine ürün satmak için yapılan üretim aşaması,

- 16.-18. yüzyıllarda; eve iş verilerek ücretli ve parça başına yapılan üretim aşaması,

- Endüstri sonrası (19. yüzyıldan sonra), ev dışında büyük fabrikalarda yapılan üretim aşaması, Bu son dönemde sermaye emekten ayrılmış önem kazanmıştır.

Koray’a göre9 bu aşamalar arasında kesin bir çizgi yoktur, hatta bu aşamalar birbiri içine geçmiş biçimde varolmuştur. Şimdi, yukarıda verilen dönemlerden günümüz lojistiği ile daha fazla ilintili olan sanayi sonrası dönemini, sırası ile fordist ve post-fordist dönem olarak ikiye ayırarak ele alacağız

ALINTIDIR:MEHMET HAKAN KESKİN HOCAMIZDAN

Ankara Evden Eve Nakliyat kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorumlar Kapalı

Türkiye’de Lojistik Uygulamaları

Türkiye’de lojistik sektörü özellikle son on yılda ivmelenen bir gelişim gösterdi. Daha önce Türkiye’de sadece askerlerin kullandığı lojistik kavramından, sırası ile önce özel sektör sonra akademik çevreler bahsetmeye başladı. Nakliye firmaları isimlerine lojistikçi sıfatları eklemeye başladılar. Eş zamanlı olarak kamu kargo taşımacılığının etkinlik olarak iflas noktasına gelmesinin sağladığı avantaj ve görülen ticari faydanın etkisi ile özel ulusal kargo şirketleri görülmeye başlandı. Yabancıların sektöre girmesinin ardından oluşan rekabet ortamı hava yolu ile şehir içi yarım şehir dışı bir günlük sürelerde paket teslim süresine ulaşan önemli cirolu şirketler haline geldiler.

Baybars’a136 göre, Türkiye’ye pazarlama uygulamalarının tarihçesi açısından bakıldığında, 1960-80 yılları planlı ekonomi içinde klasik pazarlama ve satış çağını, 80′ler modem pazarlama çağına girişi ve 1990′lar modern perakendecilik çağım simgelemektedir. Baybars, Horoz lojistik firmasının dış kaynak kullanma ve kargo hizmetlerinde başlattığı atılım ile Koç Holding’in, ünlü uluslararası kargo şirketi TNT ile birleşerek lojistik ağırlıklı şirket kurma kararlarını, Dünyanın önde gelen 800 çeşit marka ürününü 130 bin dağıtım noktasına dağıtan Sezginler holding grubunun yabancı bir ortakla birleşme eğilimini Türkiye’de atılan ö-nemli lojistik atılımların ilkleri olarak ifade etmektedir. Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) ile TIRSAN AŞ’nin ortaklaşa düzenlediği İstanbul’daki lojistik toplantısı ile her geçen gün sayısı ve nitelikleri giderek artan lojistik fuarları yine UND’nin desteği ile İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’ne bağlı bir Ulaştırma Lojistik Yüksek Okulu kurulmasını Baybars, 2000′li yıllarda başlayan Türkiye’deki lojistik etkinliklere örnek olarak vermiştir.

Türkiye’de lojistik faaliyetlerin hem hacimsel hem biçimsel anlamda artan bir ivme ile geliştiğini ifade eden DHL Kuzey Afrika ve Doğu Akdeniz Bölge Direktörü Michel Akavi’ye göre137 AB üyelik süreci ile birlikte Türkiye’de lojistik ve taşımacılık sektörünün yüzde 15-25 arasında ek bir büyüme yaşanacağı tahmin edilmektedir.

Lojistik sektörün profesyonellerinden biri olan Akavi, bu trendin artışı ile yaklaşımını şu ifadelerle belirtmiştir: “Özellikle Türkiye’de üretim yapıp daha sonra bu malları ihraç eden yabancı sermayeli şirketlerin sayısında bir artış söz konusu olacaktır. Şu ana kadar beklemede olan küçük ve orta ölçekli yabancı şirketlerin de Türkiye’de üretim amaçlı yatırım yapması bu süreç içerisinde önemli oranda gerçekleşecektir. Ayrıca Türkiye, Avrupa ve Ortadoğu arasındaki köprü konumunu güçlendirecek ve bu bölgelerarasındaki ticarette de etkin rol üstlenecektir. Artan uluslararası ticaret ve bütün bu gelişmeler doğrultusunda büyüyecek olan ülke ekoııomisi ile birlikte Türkiye’de lojistik ve taşımacılık sektöründe patlama yaşanması söz konusu olacaktır. Şirket olarak AB tam üyelik müzakere süreci ile birlikte sektörün yüzde 15-25 arasında ek bir büyüme yaşayacağını tahmin etmekteyiz Bundan sonraki müzakere süreci Türkiye için fırsatlarla dolu olacak. Bunların en iyi şekilde değerlendirilmesini diliyoruz.”

Lojistik sektörü ile akademik boyutta öncelikle işletme kökenli hocalar ilgilendiğinden lojistik Türkiye’de daha ziyade pazarlama biçimlerinin değişik bir ifadesi olarak irdelenmiştir. Profesyonel anlamada sivil sektörde ilk lojistik dış kaynak kullanımı gümrük sektöründen görülmeye başlanmasına karşılık, askerler yaklaşık 15 yıl önce personel taşıma hizmetlerinde başlattıkları dış kaynak kullanımı uygulamalarını şimdi yemek hizmetlerini de satın alarak genişletmişlerdir. Muhtemelen daha farklı sektörlerde bu uygulamanın devam edeceği değerlendirilmektedir.

Türkiye’de lojistik sektörün duayenlerinden Atilla Yıldıztekin’e göre138; GSMH’nın 2004 yılında 299 milyar dolara ulaşması ile Türkiye’deki lojistik sektörünün potansiyelinin Dünya Bankası kriterlerine göre 31 milyar dolardan 39 milyar dolara çıkarak, yüzde 24 oranında büyümüştür. Yıldıztekin, 2004 yılı ölçümlerine göre iç pazarda ulaştırma ve haberleşme sektörü yüzde 6,8 büyüdüğünü belirterek Türkiye’nin GSMH’nın artışı kadar bir büyümeyi de ulaştırma sektörünün de beklediğini ifade etmektedir. Ona göre potansiyelin yüzde 9,9′dan daha fazla artması ithalat ve ihracat rakamlarımızın artmasından meydana geldiğinden yabancı sermayeye Türk dış ticaretinin taşıma taşeronluğunu yapılıyor. Yıldıztekin’in Türkiye’deki lojistik sektörle ilgili yaptığı önemli bir tespitte* lojistik sektörde en büyük on firma için önemli açılımlar söz konusu iken mevcut dinamiklerle orta ve küçük ölçekli lojistik işletmelerin pazardan alacakları pay önemli ölçüde azalacaktır. Bu tespitten elde edilen sonuç ABD de ve AB de gördüğümüz gibi Türkiye’de lojistik sektöründe büyük kuruluşların önümüzdeki yıllarda büyük ciro artışları sağlayacakları buna karşılık orta büyüklükteki kuruluşların iş yapma şekillerini değiştirmedikleri takdirde büyüyecek olan pazar potansiyelinden gereken payı alamayacakları yönündedir. Büyük ölçekli lojistik kuruluşlar artık uluslararası taşımaya yoğunlaşmaya bu amaçla şirket satın almaya, yabancı şirket ortaklıkları gibi çözümlere yönelmeye başladıklarından küçük ölçekli şirketlerin durumu daha da zorlaşmaktadır. Tek başlarına kaldıkları takdirde ya küçülerek yok olacaklar ya da birkaç mevcut müşterinin yarattığı potansiyellerini yok pahasına büyük şirketlere satacaklardır. Bu ölçekteki şirketler kurumsallaşmalarını tamamladıkları, kayıt: düzenlerini oturttukları derecede başka şirketlerle birleşerek büyümek, ölçek ve hizmet yelpazesi avantajı sağlamak zorundadır. Bunu sağlayacak olan da danışmanları olacaktır. Bu ölçekteki şirketlerin danışmanlık kuruluşları ile, bağımsız koordinatörlerle, yönetim tecrübesi olan akademisyenlerle çalışmaları artık zorunlu hale gelmiştir. Orta ölçekli şirketlerin elinde bulunan orta büyüklükteki işleri onlardan almaya, kar marjlarını azaltsa da cirolarını arttırmaya dönük çalışmalar yapmaya başlamışlardır. Orta ölçekli şirketlere kalan çözüm, yapmadıkları yani lojistik zincirde eksik kalan halkaları da yapmaları veya bir ortak kanalı ile temin etmeleri olacaktır. Büyük şirketlere benzeme çalışması yapmaları zorunludur. Bu sayede ellerinden kaçıracakları işlerin yerine daha küçük ölçekli ama çok sayıda, daha karlı işler koyabileceklerdir.

Sonuç olarak; Türkiye’nin günümüze dek lojistik açıdan sahip olduğu potansiyeli değerlendirdiğini ifade etmek pek doğru değildir. Diğer modlara yeterli yatırım yapamamasından kaynaklanan karayolu taşımacılığının diğer ulaşım modlarına göre daha fazla gelişmesinin getirdiği de zavantajlar yakın gelecekte aşılacak gibi görülmemektedir. Uluslar arası ticarette çok önemli payı olan ve lojistik açılımlar adına büyük önemi olan deniz taşımacılığında üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’de daha çok aktif eyleme ihtiyaç bulunmaktadır. Karayollarında yapılmaya çalışılan düzenlemelerin sektördeki sancıları aşılabilmiş değildir. Limanlarımız, tren istasyonlarımız gibi lojistik aktarma noktalarımız hala uluslar arası standartların çok gerisindedir. Elleçleme ekipmanlarının kapasiteleri yetersiz, miktarları sınırlıdır. Sektördeki profesyonel sayısı azdır. Rekabet koşullan için alt yapı oluşturulamamıştır. Lojistik eğitim neredeyse yok gibidir. Bunlara benzer daha bir çok noksanlık tespiti yapılabilir, ancak yakın gelecekte lojistik sektörde büyük gelişmeler gözleneceğini söylemek yanlış olmayacaktır. 2014′te gerçekleşecek AB üyeliğinin getireceği çok boyutlu avantajlar, enerji naklinde hayati öneme sahip boru hattı projelerinin tamamlanarak işletmeye açılması, yeni projeler için yatırım yapılması, küreselleşme ile miktarının giderek artacağı değerlendirilen yabancı sermaye girişi, GAP’nin tüm sektörlerinde tamamlanma aşamasına gelinmesi lojistik sektörde motor görevi yapacak gelişmelerdir. Ayrıca lojistik sektörde profesyonellerin yetişmesi adına üniversitelerimizde lisans ve yüksek lisans programları açılmaya başlanması yakın gelecekte lojistik üs olma iddiası taşıyan Türkiye için olumlu gelişmelerdir.

Lojistik kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorumlar Kapalı

Askeri Lojistiğin Geleceği

Askeri lojistik desteğin şekillenmesinde en etkili unsur, hiç kuşkusuz değişen ve gelişen muharebe sahasının biçimidir. Tarihteki bir çok örneğinde olduğu gibi bir harekatın başarılı olabilmesi için askeri lojistik destek uygulamalarının da başarılı olması gerekmektedir. Lojistik destek planlarında düşmana üstünlük sağlayan ve lojistik çözümlerde farklılık yaratabilen komutanlar tarihteki benzerlerinden farklılaşmayı başarmışlardır. Geçmişteki başarılı harekatlar incelendiğinde, bu harekatları desteklemek için yapılan lojistik uygulamaların ortak noktası, muharebe sahasının ihtiyaçlarının çok iyi tespit edilmesi ve bu detayların sistemli bir biçimde planlamaya alınmış olmasıdır.

Askeri lojistik sektörün nasıl bir yapıda olacağını tespit edebilmek için gelecekteki muharebelerin nasıl ve ne şekilde olacağını önceden belirlemek gerekir. Nükleer teknolojinin tıptan önce kitle imha silahlarında kullanılması, ilk tepkili motorun, uzay araştırmalarından önce u-zun menzilli roketlerde kullanılması gibi birçok örnek teknolojik gelişmelerin önce askeri alanda kullanıldığını göstermektedir. Yakın gelecekte tanışacağımız teknolojinin son nimetlerinin de öncelikli olarak muharebe sahasının şekillenmesinde kullanılacağı aşikardır.

Çok uzun yıllar kılıç, ok, yay, mızrak gibi enstrümanlarla şekillenen savaş alanları, barutun savaş alanlarında kullanılmaya başlanmasının ardından, önemli bir kırılma yaşamıştı. 1900′lü yıllara dek egemen olan tahkimli mevziler, yüksek bölgelere kurulmuş kalın surlara sahip kaleler, süvari bitlikleri gibi enstrümanlar ise motorlu ve zırhlı birliklerin muharebelerde görülmeye başlanması ile işe yaramaz hale gelmişti.

Mevzi savaşlarının hakim olduğu Birinci Dünya Savaşının bitmesinin üzerinden daha 30 yıl bile geçmemiş olmasına rağmen, İkinci Dünya Savaşı, pek çok ilke sahipti. Londra’ya atılan füzeler, Alman Motorize birlikleri tarafından geçilerek hiçbir işe yaramadığı kanıtlanan Fransızların Maginot savunma hattı, Japonya’nın teslim olmasına ve milyonlarca insanın ölümüne neden olan atom bombaları, İkinci Dünya Savaşı esnasında görülen ilklerin örneklerindendi.

İkinci Dünya Savaşının sona ermesinden sonra geçen yaklaşık 60 yıl içerisinde muharebe sahalarında önemli değişimler oldu. Kara, hava ve deniz kuvvetleri daha önce hayal bile edilemeyen imkanlara kavuştular. Özellikle uzay teknolojisinin kullanılmaya başlanması ile yeni açılımlar sağlandı. Modern silah ve mühimmatının isabet oranlarının yükselmesi ve menzillerinin kıtalararası boyutlara ulaşması ile, muharebe sahasının derinliği arttı, askeri olduğu kadar sivil hedefler de muharebe silahlarının etki alanına girdi. Uzaydan yerküredeki bir otomobilin plaka numarası tespit edilebilir hale gelince, uydu desteğinde yapılan istihbarat faaliyetleri komutanlara daha öncesi ile mukayese edilemeyecek imkanlar tanıdı. Kara muharebelerinde zırhlı araçların hareket sıaları ve zırh kalınlıkları artırıldı, daha uzun menzilli, daha isabetli ve seri atış yapabilen silahlarla donatıldılar. Havada ikmal yeteneğinin kazanılması ile Hava kuvvetlerine çok uzun soluklu hava taarruzları yapabilme imkanı sağlandı. Mühimmat isabet yüzdesi, yüzde 99′a varan oranlara taşındı. Kargo uçaklarının taşıma kapasiteleri önemli miktarda tonajı bir seferde taşıyacak kapasiteye çıkarıldı. Denizlerden yapılan destek, kara harekatlarının başarısına çok önemli katkılar yapmakla kalmayıp, yüzen şehirler haline gelen uçak gemileri sayesinde hava harekatında kullanılmak üzere muharebe sahasının yakınlarında yüzen bir havaalanı getirme imkanı sağlandı.

Yukarıca verilenlere ilave olarak daha bir çok örnekle desteklenebilecek yakın geçmişteki muharebe sahasının değişimine neden olan bilimsel gelişmeler, gelecekteki değişim için fikir verebilecek türdedir. Bu gelişim ve değişimin çalışmayı ilgilendiren bölümü askeri lojistik sorumluların gelecek muharebeler için yapılacak planların lojistik desteği için kendilerini hazırlayabilmesidir. 300 bin adet bilgisayar kullanılan “91 Çöl Fırtınası Harekâtı”r\da bir elinde tüfeği, diğerinde diz üstü bilgisayarı ile savaşan Amerikan askerinin medyadaki görüntüsü muharebe sahasına inen teknolojinin simgesiydi.

2001 yılının bir gece yarısında, Kandahar’da bir kara yolu üzerine Amerikan keşif birliklerinin kurduğu barikata yüzden fazla Taliban askerini taşıyan yedi araçlık bir konvoy yaklaşmasının ardından, barikatta bulunan bir Amerikan deniz piyadesi, Kandahar üzerinde uçan altı savaş uçağına işaret vermişti. Global Konumlama Sistemi (GPS) ile belirlenen koordinatlar sayesinde hedefe kilitlenen akıllı bombalar yüzden fazla Talibanı konvoyla birlikte imha ederken, Barikattaki deniz piyadelerine çatışmaya girmeden sadece, kendilerini koruma amacıyla birkaç kez ateş etmek kalmıştı.141 Afganistan savaşından aktarılan basit bir GSP uygulaması, teknolojik donanımın muharebe sahasındaki dengeyi nasıl değiştirdiğine dair güzel bir örnektir.

Verilen örnekten anlaşılacağı gibi, 2000′li yıllarda muharebe sahası, C4I* kuvvet çarpanını en etkin biçimde kullanan orduların egemenliğinde olacaktır. Artık yeni muharebe silahları Irak savaşında örnekleri çok sık görülen uzaydan desteklenen GPS, akıllı füzeler, insansız hava araçları**, lazer silâhları olarak biçim değiştirmiştir.

Muharebe konsepti değişmesi ile artık yakın geçmişteki muharebelerin ö-nemli unsurları olan yoğun kara kuvveti, tank, top ve zırhlı araç kullanımına dayalı muharebe tekniği terk edilmeye başlanmıştır. Bu gelişmelerin ardından gelecek yüzyıldaki muharebelerde üstünlük sağlayabilmek için muharebe sahasına ait verileri gerçek zamanlı olarak elde etme, bu bilgiyi komuta heyetine ve birliklere gerekiyorsa müttefiklere eş zamanlı dağıtma kabiliyetine bağlı olacağı değerlendirilmesi yapılabilir. Gelecekteki muharebe sahasının bu biçimi ancak birçok silâh sistemini kara birlik komutanlarına bağlayan yazılım sistemlerine ve bunu destekleyecek entegre edilmiş sistemler sistemine (system of systems) oluşmasına bağlı olacağının tahmin etmek pek güç olmayacaktır. Sistemler sisteminin amacı, birliklere bütün savaş alanı istihbaratını sağlamak*** ve düşmanla istenilen yer ve zamanda muharebeye girme ve manevra yapma kabiliyeti vermektir.142
Diz üstü bilgisayarı, mikroçipi, video kamerayı, uyduyu ve sensörleri birbirleri ile entegre eden sistemler sistemi nişancıyı, komutanına, komutanı komuta karargâhına bağladığı gibi lojistik destek açısından da büyük önem taşımaktadır.

Uzun menzilli istihbarat ve hedef tespit sistemlerinin sağladığı imkanlar sonucu muharebe sahasında sabit ve yakın durma eskisine nazaran daha büyük riskler doğuracaktır. Ulaştırma faaliyetlerinin gizliliği hemen hemen imkansız hale geleceğinden, aldatma faaliyetleri gibi çözümler gerekecektir. Dağılmanın artması ile birlikte yalnız komuta kontrol değil lojistik faaliyetlerde de önemli güçlükler yaşanması kaçınılmazdır. Mobil, hafif, elastik kolay elleçlenebilen, sıcak soğuk tüm hava şartlarına dayanıklı lojistik ekipmana sahip olan ordular rakiplerine avantajlar sağlayacaktır.

Yakın gelecekte daha etkin ve yaygın olacağı değerlendirilen, teröristlere ve sabotajcılara karşı yürütülen gerilla harbi tipine yakın bir mücadelenin icra edildiği muharebe sahasının, bazen Londra metrosu bazen Afgan dağları, bazen İstanbul’daki sinagog olan sürekli şekil ve mekan değiştirdiği göz önüne alınarak, lojistik desteğin sürekliliğinin sağlanması lojistikçiler açısından büyük önem taşımaktadır. Lojistikçiler bu gelişmelerin ışığında, bilgi işlem sistemlerinin desteğinde kendilerini geleceğin muharebelerine hazırlamak zorundadırlar.

Lojistik kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorumlar Kapalı