Küreselleşme doğal olarak işletmeleri de etkilemiş, gelişmeler karşısında ayakta kalabilmek ve yeniden organize olabilmek için işletmeler, içsel ve dışsal bir takım değişimler yaşamak zorunda kalmışlardır. İçsel değişimler; teknolojik sistemler, organizasyonel düzenlemeler, insan kaynakları yönetimi olarak sıralanabilir. Dışsal değişimler ise büyük ve çeşitli üretim merkezleri yerine otomasyonu ve esnekliği yüksek küçük fabrikalar, ölçek ekonomileri yerine esnek yapılar, kademe sayısı azaltılmış basit organizasyonlar, müşteri odaklılık olarak ifade edilebilir. Ulusal sınırların aşılması, rekabetin artması, talebin hacim ve bileşim bakımından gelişimi, kalite zorlamaları ve ürün teslim süresinin kısalması gibi faktörler değişim sürecine ivme kazandırmıştı.
Fordist yapıda arz yönlü yalın üretim yapan işletmelerin lojistik ihtiyaçlarına göre oluşturulan lojistik planlama ve lojistik destek sistemleri post-fordist dönemde yetersiz kalmaya başlamıştı. Lojistik destek yapısını güncel ihtiyaçlara göre düzenlemeyen işletmeler küreselleşen pazarın en önemli özelliği olan ve ulusal sınırları engel olarak tanımayan rekabet karşısında tutunamadılar.
Fordist dönemdeki parçalı lojistik yapılarıma* profesyonel lojistik uygulamalar gerektirmiyordu. İşletmeler kendi belirledikleri miktar ve zamanda yaptıkları üretim için, özellikle kapalı ekonomilerde lojistik destek yönünden pek sıkıntı çekmediler. Önceden belirledikleri miktarda üretim destek elemanlarını kendi iç kaynaklarını kullanarak dış destek almadan üretim bandına sokabiliyorlardı.
Bilgi sayesinde, küreselleşme 80′İi yıllarda ekonomik temelli olarak kendini göstermeye başladı. Kapitalizmin tartışılmaz zaferi, sadece ekonomik alanda değil siyasi sosyal kültürel birçok alanda da radikal kırılmalara neden oldu. Doğu bloğu ekonomik savaşı kaybetmenin bedelini tüm yönleri ile batıya teslim olarak ödemek durumunda kaldı. 89′da yıkılan Berlin duvarı ile sembolize edilen soğuk savaşın bitişi, ABD’nin hegemon olduğu tek kutuplu sisteme doğru giden yeni bir küresel siyasi yapıya neden olmuştu. Yeni siyasal yapının sağladığı ortamda ivmesini artıran küreselleşme ulusal sınırları tanımadığından, ekonomik yapıda çok uluslu işletmeler görülmeye başlandı.
Çok uluslu işletmelerin kapasitelerinin” devasa boyutlara ulaşması nedeniyle lojistik ihtiyaçları 60′lı yıllardaki parçalı amatör lojistik anlayışı ile karşılanamıyordu. Yüksek karla çok mal satma felsefesine dayanan kapitalizm gereği oluşan acımasız rekabet ortamında var olabilmek, ancak piyasa şartlarının gerektirdiği lojistik destekle mümkündü. Lojistik yapılanmada ilk entegrasyon gelişiminin parçalı yapının malzeme yönetimi ve fiziksel dağıtım olarak iki ana gurupta toplanması ile oluştuğu görülür. Lojistik yapılanmada tam bir entegrasyon sürecinin yaşandığı 2000′li yıllarda lojistik faaliyetler artık bir birini takip eden bir döngü ile ifade edilmeye başlandı.
20. yüzyıl siyasi atmosferini dolduran emek-sermaye ilişkisi, 21.yüzyıla girilirken yerini yönetim-bilgi-sermaye ilişkisine, emeğin performansı da bilginin performansına bırakmıştı. Dolayısıyla modern lojistik, insan kaynakları, makine mühendisliği, endüstri mühendisliği, toplam kalite yönetimi, bilişim sektörü, ulaşım ve iletişim gibi birçok alanda uzmanlığı gerektiren bir sistem haline gelmişti.
Related posts:
- Fordist Dönemin Lojistik Yapıya Etkisi Endüstri sonrası dönemde temel çalışma ve üretim ilişkisinin, emek sermaye...
- GELECEKTE LOJİSTİK Bugün gelinen noktada, lojistik sektörün sahip olduğu sıkıntıların tarihteki örneklerinden...
- Kültürel Alanda Yaşanan Değişimin Lojistiğe Etkisi Kültürel cilanda yaşanan değişimin lojistik sektörüne etkisinden önce kültür kavramına...
- Sosyal Alanda Yaşanan Değişimin Lojistiğe Etkisi Bilginin toplum üzerinde yarattığı değişikliklerin kabul edilen en belirgin aşamalarından...
- ÜÇÜNCÜ BÖLÜM MODERN LOJİSTİK UYGULAMALARI Kapitalizmin mutlak zaferini ilan etmesi, ulusal sınırların ekonomik açıdan ortadan...
Related posts brought to you by Yet Another Related Posts Plugin.






