Türkiye’de lojistik sektörü özellikle son on yılda ivmelenen bir gelişim gösterdi. Daha önce Türkiye’de sadece askerlerin kullandığı lojistik kavramından, sırası ile önce özel sektör sonra akademik çevreler bahsetmeye başladı. Nakliye firmaları isimlerine lojistikçi sıfatları eklemeye başladılar. Eş zamanlı olarak kamu kargo taşımacılığının etkinlik olarak iflas noktasına gelmesinin sağladığı avantaj ve görülen ticari faydanın etkisi ile özel ulusal kargo şirketleri görülmeye başlandı. Yabancıların sektöre girmesinin ardından oluşan rekabet ortamı hava yolu ile şehir içi yarım şehir dışı bir günlük sürelerde paket teslim süresine ulaşan önemli cirolu şirketler haline geldiler.
Baybars’a136 göre, Türkiye’ye pazarlama uygulamalarının tarihçesi açısından bakıldığında, 1960-80 yılları planlı ekonomi içinde klasik pazarlama ve satış çağını, 80′ler modem pazarlama çağına girişi ve 1990′lar modern perakendecilik çağım simgelemektedir. Baybars, Horoz lojistik firmasının dış kaynak kullanma ve kargo hizmetlerinde başlattığı atılım ile Koç Holding’in, ünlü uluslararası kargo şirketi TNT ile birleşerek lojistik ağırlıklı şirket kurma kararlarını, Dünyanın önde gelen 800 çeşit marka ürününü 130 bin dağıtım noktasına dağıtan Sezginler holding grubunun yabancı bir ortakla birleşme eğilimini Türkiye’de atılan ö-nemli lojistik atılımların ilkleri olarak ifade etmektedir. Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) ile TIRSAN AŞ’nin ortaklaşa düzenlediği İstanbul’daki lojistik toplantısı ile her geçen gün sayısı ve nitelikleri giderek artan lojistik fuarları yine UND’nin desteği ile İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’ne bağlı bir Ulaştırma Lojistik Yüksek Okulu kurulmasını Baybars, 2000′li yıllarda başlayan Türkiye’deki lojistik etkinliklere örnek olarak vermiştir.
Türkiye’de lojistik faaliyetlerin hem hacimsel hem biçimsel anlamda artan bir ivme ile geliştiğini ifade eden DHL Kuzey Afrika ve Doğu Akdeniz Bölge Direktörü Michel Akavi’ye göre137 AB üyelik süreci ile birlikte Türkiye’de lojistik ve taşımacılık sektörünün yüzde 15-25 arasında ek bir büyüme yaşanacağı tahmin edilmektedir.
Lojistik sektörün profesyonellerinden biri olan Akavi, bu trendin artışı ile yaklaşımını şu ifadelerle belirtmiştir: “Özellikle Türkiye’de üretim yapıp daha sonra bu malları ihraç eden yabancı sermayeli şirketlerin sayısında bir artış söz konusu olacaktır. Şu ana kadar beklemede olan küçük ve orta ölçekli yabancı şirketlerin de Türkiye’de üretim amaçlı yatırım yapması bu süreç içerisinde önemli oranda gerçekleşecektir. Ayrıca Türkiye, Avrupa ve Ortadoğu arasındaki köprü konumunu güçlendirecek ve bu bölgelerarasındaki ticarette de etkin rol üstlenecektir. Artan uluslararası ticaret ve bütün bu gelişmeler doğrultusunda büyüyecek olan ülke ekoııomisi ile birlikte Türkiye’de lojistik ve taşımacılık sektöründe patlama yaşanması söz konusu olacaktır. Şirket olarak AB tam üyelik müzakere süreci ile birlikte sektörün yüzde 15-25 arasında ek bir büyüme yaşayacağını tahmin etmekteyiz Bundan sonraki müzakere süreci Türkiye için fırsatlarla dolu olacak. Bunların en iyi şekilde değerlendirilmesini diliyoruz.”
Lojistik sektörü ile akademik boyutta öncelikle işletme kökenli hocalar ilgilendiğinden lojistik Türkiye’de daha ziyade pazarlama biçimlerinin değişik bir ifadesi olarak irdelenmiştir. Profesyonel anlamada sivil sektörde ilk lojistik dış kaynak kullanımı gümrük sektöründen görülmeye başlanmasına karşılık, askerler yaklaşık 15 yıl önce personel taşıma hizmetlerinde başlattıkları dış kaynak kullanımı uygulamalarını şimdi yemek hizmetlerini de satın alarak genişletmişlerdir. Muhtemelen daha farklı sektörlerde bu uygulamanın devam edeceği değerlendirilmektedir.
Türkiye’de lojistik sektörün duayenlerinden Atilla Yıldıztekin’e göre138; GSMH’nın 2004 yılında 299 milyar dolara ulaşması ile Türkiye’deki lojistik sektörünün potansiyelinin Dünya Bankası kriterlerine göre 31 milyar dolardan 39 milyar dolara çıkarak, yüzde 24 oranında büyümüştür. Yıldıztekin, 2004 yılı ölçümlerine göre iç pazarda ulaştırma ve haberleşme sektörü yüzde 6,8 büyüdüğünü belirterek Türkiye’nin GSMH’nın artışı kadar bir büyümeyi de ulaştırma sektörünün de beklediğini ifade etmektedir. Ona göre potansiyelin yüzde 9,9′dan daha fazla artması ithalat ve ihracat rakamlarımızın artmasından meydana geldiğinden yabancı sermayeye Türk dış ticaretinin taşıma taşeronluğunu yapılıyor. Yıldıztekin’in Türkiye’deki lojistik sektörle ilgili yaptığı önemli bir tespitte* lojistik sektörde en büyük on firma için önemli açılımlar söz konusu iken mevcut dinamiklerle orta ve küçük ölçekli lojistik işletmelerin pazardan alacakları pay önemli ölçüde azalacaktır. Bu tespitten elde edilen sonuç ABD de ve AB de gördüğümüz gibi Türkiye’de lojistik sektöründe büyük kuruluşların önümüzdeki yıllarda büyük ciro artışları sağlayacakları buna karşılık orta büyüklükteki kuruluşların iş yapma şekillerini değiştirmedikleri takdirde büyüyecek olan pazar potansiyelinden gereken payı alamayacakları yönündedir. Büyük ölçekli lojistik kuruluşlar artık uluslararası taşımaya yoğunlaşmaya bu amaçla şirket satın almaya, yabancı şirket ortaklıkları gibi çözümlere yönelmeye başladıklarından küçük ölçekli şirketlerin durumu daha da zorlaşmaktadır. Tek başlarına kaldıkları takdirde ya küçülerek yok olacaklar ya da birkaç mevcut müşterinin yarattığı potansiyellerini yok pahasına büyük şirketlere satacaklardır. Bu ölçekteki şirketler kurumsallaşmalarını tamamladıkları, kayıt: düzenlerini oturttukları derecede başka şirketlerle birleşerek büyümek, ölçek ve hizmet yelpazesi avantajı sağlamak zorundadır. Bunu sağlayacak olan da danışmanları olacaktır. Bu ölçekteki şirketlerin danışmanlık kuruluşları ile, bağımsız koordinatörlerle, yönetim tecrübesi olan akademisyenlerle çalışmaları artık zorunlu hale gelmiştir. Orta ölçekli şirketlerin elinde bulunan orta büyüklükteki işleri onlardan almaya, kar marjlarını azaltsa da cirolarını arttırmaya dönük çalışmalar yapmaya başlamışlardır. Orta ölçekli şirketlere kalan çözüm, yapmadıkları yani lojistik zincirde eksik kalan halkaları da yapmaları veya bir ortak kanalı ile temin etmeleri olacaktır. Büyük şirketlere benzeme çalışması yapmaları zorunludur. Bu sayede ellerinden kaçıracakları işlerin yerine daha küçük ölçekli ama çok sayıda, daha karlı işler koyabileceklerdir.
Sonuç olarak; Türkiye’nin günümüze dek lojistik açıdan sahip olduğu potansiyeli değerlendirdiğini ifade etmek pek doğru değildir. Diğer modlara yeterli yatırım yapamamasından kaynaklanan karayolu taşımacılığının diğer ulaşım modlarına göre daha fazla gelişmesinin getirdiği de zavantajlar yakın gelecekte aşılacak gibi görülmemektedir. Uluslar arası ticarette çok önemli payı olan ve lojistik açılımlar adına büyük önemi olan deniz taşımacılığında üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’de daha çok aktif eyleme ihtiyaç bulunmaktadır. Karayollarında yapılmaya çalışılan düzenlemelerin sektördeki sancıları aşılabilmiş değildir. Limanlarımız, tren istasyonlarımız gibi lojistik aktarma noktalarımız hala uluslar arası standartların çok gerisindedir. Elleçleme ekipmanlarının kapasiteleri yetersiz, miktarları sınırlıdır. Sektördeki profesyonel sayısı azdır. Rekabet koşullan için alt yapı oluşturulamamıştır. Lojistik eğitim neredeyse yok gibidir. Bunlara benzer daha bir çok noksanlık tespiti yapılabilir, ancak yakın gelecekte lojistik sektörde büyük gelişmeler gözleneceğini söylemek yanlış olmayacaktır. 2014′te gerçekleşecek AB üyeliğinin getireceği çok boyutlu avantajlar, enerji naklinde hayati öneme sahip boru hattı projelerinin tamamlanarak işletmeye açılması, yeni projeler için yatırım yapılması, küreselleşme ile miktarının giderek artacağı değerlendirilen yabancı sermaye girişi, GAP’nin tüm sektörlerinde tamamlanma aşamasına gelinmesi lojistik sektörde motor görevi yapacak gelişmelerdir. Ayrıca lojistik sektörde profesyonellerin yetişmesi adına üniversitelerimizde lisans ve yüksek lisans programları açılmaya başlanması yakın gelecekte lojistik üs olma iddiası taşıyan Türkiye için olumlu gelişmelerdir.
Related posts:
- ÜÇÜNCÜ BÖLÜM MODERN LOJİSTİK UYGULAMALARI Kapitalizmin mutlak zaferini ilan etmesi, ulusal sınırların ekonomik açıdan ortadan...
- GELECEKTE LOJİSTİK Bugün gelinen noktada, lojistik sektörün sahip olduğu sıkıntıların tarihteki örneklerinden...
- Sektörde Faaliyet Gösteren Firma ve Kurulu,şiar Türkiye’de özellikle son 25 yılda ekonomik gelişmelere paralel olarak taşımacılık...
- Post-Fordist Dönemin Lojistik Yapıya Etkisi Küreselleşme doğal olarak işletmeleri de etkilemiş, gelişmeler karşısında ayakta kalabilmek...
Related posts brought to you by Yet Another Related Posts Plugin.






